Aslı Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aslı Erdoğan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2010 Cuma

Kabuk Adam


Yine geç kalan bir yazı. Her ne sebepten olduğu önemli değil...

Bu yazı içerisinde tek geç kalan 'Kabuk Adam' isimli yazının kendisi olmayacak. Kitabın kendisi de geç kaldı hayatıma. Yazarı da geç kalmıştı, Aslı Erdoğan.

Sevgili arkadaşım M.Seda'nın birbirinden güzel ayraçlar (elleriyle yaptığı) ve mektubuyla (bu devirde mektup almak ne güzel!) birlikte gelen hediyesidir 'Kabuk Adam'.

Hap yutar gibi bir çırpıda içine dalıp, okuyuverdiğiniz ve son sayfalarına gelirken bitmesin diye can çekişip, daha sakin, daha sessiz ne bileyim kitabın ruhuna daha yakışır bir yerde ve şekilde bitireyim diye elinizde sımsıkı tutup beklettiğiniz kitaplar vardır ya, onlardan biri işte 'Kabuk Adam'

Bittikten sonra, bende yeni birini başlattı. Biraz kopuk ama biraz 'daha' özgür. Bu kitabı bir kadının okuması başka bir şey diye düşünüyorum.Özge'nin 26 yaşında,Ayvalık'ta okumasının da başka bir şey olduğunu düşünmem gibi.

Bir iki bölümü paylaşıp, öyle bitirmeyi tercih ederdim bu yazıyı fakat soğuk beni yine yendi.  Saat 03:08'de kitaplığa gidip, kitabı almak yatağın içinde kalmaktan daha çekici gelmedi. Belki yarın,bu yazıya bir ekleme yaparım. Belki de yapmam. Her kitabı arkasını okuyup mu alıyorsunuz? Öyleyse çok şey kaçırdığınızı söyleyebilirim.

İyi geceler...


27 Haziran 2010 Pazar

Ayrılık


Seninle benim aramdaki
dünyanın en uzun dizesi,
bir ucundan girince,
yokluğuna rastlıyorum.
Çaresizce uzaklaşırken,
gövde ve kesilmiş kafa birbirinden,
hep ötekine kalıyor yaşam.
Sen bana eşit uzaklıktasın, ben sana,
diyorlar birlikte.
Öyleyse ayrılık diye bir şey yok
Seninle benim aramdaki,
topu topu iki adım,
gölgelerimiz serilmiş soluk soluğa
savaşçılar gibi
kılıçlarını bırakmış.









19 Mart 2010 Cuma

Aslı Erdoğan

Biraz geç tanınmış bir yazar.

Her kitap zamanında gelir, yıllardır bunu deneyimlerim. Tesadüflerin bir anlamı olduğunu da deneyimlerim hep. Kitapların gelişi de bu anlamlı tesadüflerdendir.

Canım kardeşim Sezgi, bana bir kitap hediye etti. Aslı Erdoğan isimli bir yazarın 'Mucizevi Mandarin' isimli kitabı.

Hayatım boyunca Machu Picchu'ya gitmenin hayalini kurdum. Kitaptaki öykünün kadın kahramanı ile ortak hayalimizin bu olduğunu öğrenince, içinde kayboldum sayfaların. Sanki öykünün sonu benim de gidip gidemeyeceğimi söyleyecekmiş gibi.

Kitabı okurken, mememde kitle buldum, meme kanseri olduğumu sandım ve doktora gitmek için otobüs yolculuğunda okumaya devam ederken, kahramanımızın da kanser olduğunu öğrendim! Gözlerim dolu dolu, başıma neler geleceğini okuduğuma inanarak 'lütfen iyileşsin ve Machu Picchu'ya gitsin' iç sesimle kitabı bitirdim. Kadın kahramanımız kanserden öldü, hem de hayalini gerçekleştiremeden. (Kitabın sonunu da söylemiş oldum böylece, yaşasın kötülük :) Film değil ki canım bu, daha upuzuuun olaylar var önünde :) )

Gözlerimden yaşlar akıtarak bitirdiğim kitap, Aslı Erdoğan'ı tanıma isteğimi iyice arttırdı. Bu kitabı tam zamanında okudum. Hayır, ben kanser değilmişim ama zaman doğru zamandı. Çeşitli başka nedenlerden ötürü de...

Şimdi, benim için sırada Aslı Erdoğan'ın yeni kitaplarını keşfetmek var!

Zamanı gelmiş belli ki!