Şimdi sen kalkıp gidiyorsun.
Git.
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar.
Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi,
güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
C.S.
26 Eylül 2010 Pazar
21 Eylül 2010 Salı
ALLIANOI, Arkeolojinin Çernobil'i Olmasın
http://yuvadernegi.blogspot.com/2010/09/allianoi-arkeolojinin-cernobili-olmasn_21.html
18 Eylül Cumartesi günü Yuva Derneği antik kent Allianoi’deydi.
Allianoi,
eşsiz bir tarihi miras. 2000 yıllık bir geçmişe sahip olan ve bunca
yıldır ayakta durmayı başarmış olan bu kent, bugün Yortanlı Barajı’nın
yapımı için yok edilmeye çalışılıyor. Hem de Danıştay’ın Allianoi’nin
kurtuluşu anlamına gelen kararına rağmen.
Çevre
ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun ‘yok öyle bir yer’ dediği bu tarihi
ve kültürel mirası sular altında kalmaktan kurtarmak adına, 1998
yılından beri çalışmalar yapılıyor. Yıkım çalışmalarının başlaması ile
günlerdir Arkeolog Dç. Dr. Ahmet Yaraş ve öğrencileri, Doğa Derneği ve
Ege Çevre Platformu (Egeçep) gibi sivil toplum kuruluşlarının
temsilcileri Allianoi’de nöbet tutuyorlar.
Allianoi’nin
kazı çalışmalarını yürüten Ahmet Yaraş, bugünkü durumu ’21.yüzyılın
tarih ve insanlık katliamı’ olarak nitelendiriyor. Kalıntıların üzerini
kiremit tozu ve harç karışımı ile kaplıyorlar. Yavaş yavaş da kum
dökmeye başlayacaklar ve Allianoi gözlerimizin önünde yok olacak.
Dün,
Doğa Derneği eylemcileri göz altına alındılar. İnşaat alanına giriş
kapıları daha da geriye alındı, cumartesi girilebilen bölgeye bugün
girilemiyor. Herşey yine kapalı kapılar ardında yürütülüyor.
Allianoi’den
çıkartılmış ve Bergama Müzesi'nde sergilenmekte olan ‘Su Perisi’
heykeli ise, her şeyi unutturmak adına, tadilat bahanesi ile başına
poşet geçirilmiş halde tutuluyor. Müze yetkilileri, tadilatın ne zaman
biteceğinin bilinmediğini söylüyorlar.
Allianoi
gibi antik kentlerin su kenarlarında olması tesadüf değil. Sular
altında kalması ise şart değil! Biz tarihimizi suya gömeduralım, yanı
başımızdaki komşumuz Bulgaristan Koprinka isimli baraj projesi
içerisinde yer alan antik kenti ‘Seuthopolis’i kurtarmak adına para arıyor. Devletimiz ise açıkça ‘bizi arkeolojik değerler durduramayacak’ diyor.
Allianoi’nin
emsal olmaması için bugün harekete geçme zamanı. Özellikle İzmir gibi
yakın bölgede yaşayanların bu kenti yalnız bırakmamaları gerekiyor.
Suça yerinde tanıklık edip, ses çıkarmamız lazım. Her derenin üzerine
baraj kurma çabası devam ettikçe, bu katliamlar sürecek. Bugün
susarsak, Alianoi’yi emsal olmaktan kurtaramazsak, yarın başka tarihi
değerlerimizi de kaybedeceğiz.
Alliano’deki yasal süreci ve gelişmeleri takip etmek için lütfen ziyaret ediniz,
Fotoğraflar: Erdem Vardar
Özgür Öztürk
14 Eylül 2010 Salı
Yunuslar için Acil Eylem!
http://yuvadernegi.blogspot.com/2010/09/yunuslar-icin-acil-eylem.html
Dün (12 Eylül 2010) Japonya’nın Taiji kasabasındaki kanlı koyda büyük yunus katliamının ilk adımı atıldı: 80 yunus yakalanarak koya hapsedildi. Av durdurulamazsa 1-2 gün içinde korkunç bir şekilde katledilecekler. Ve ardından her gün başka yunuslar öldürülecek, ta ki Nisan ayına, katledilen yunusların sayısı 23 bin olana dek.
Bugün dünyanın dört bir yanından insanlar, ülkelerindeki Japon Büyükelçiliklerine, Konsolosluklara e-posta gönderecek, telefon edecek ve bu katliamın başlamadan bitmesini isteyecek.
Gelin biz de bu büyük eyleme dahil olalım ve sesimizi Japonya’ya duyuralım. Japonya’ya tüm dünyanın gözlerinin üzerinde olduğunu anlatalım. Taiji’de günlerdir nöbet tutan yürekli Sea Shepherd aktivistlerini ve ölümü bekleyen 80 yunusu yalnız bırakmayalım!
Lütfen aşağıdaki maili, aşağıdaki mail adreslerine gönderelim.
***
5 Eylül 2010 Pazar
Otobüs bozulabilen bir araçtır
Nefes alan bir otobüse bindim. Önce yolculardan biri sesli nefes alıyor diye düşündüm. Sonra farkettim ki otobüsmüş. Belirli aralıklarla nefes alan ama vermeyen otobüsümüz, yolculuğumuzun ilk saatinin sonunda kalp krizi geçirdi.
Ben, 10 günlük bir eğitim ve toplam 12 günlük bir otel yaşamından sonra kendimden başka hiçbirşeyi taşıyamayacak kadar yorgun, 8 numaralı koltuğumda uyumaya çalışıyordum.
Tekirdağ'ı yeniçıkmıştık ki, otobüs teklemeye başladı. Ardından da durdu. Şofor ve muavin uğraşları cevap vermeyince, bir grup yolcu da dahil oldu hikayeye. Koca otobüsü 'vurduralım beyler!' cümlesiyle vurdurmayı deneyen soforumuz, durumun umutsuzlugunu bize belli ediverdi.
Otobüsün içinde yavaş yavaş artan öflemeler yerini telefon konuşmalarına bıraktı.
Bu arada teşhis kondu, mazota pislik karışmış, biryeri (!) tıkamış. Tekirdağ'dan usta çağrılıyormuş.
Şanslıydık, çünkü bir dinlenme tesisinin tam karşısında kalmıştık. Sofor, guvenlik icin yolcuları tesise almaya karar verdi. Fakat otobusumuzun bozulmasından daha buyuk bir problemimiz vardı, o da kokoş teyzeler...
Neler dediklerini yazmaya gerek yok. Ben yoruldum... 85 kez de dilimi ısırıp, ters ters baktım.
Hazır otobüs bozukken ve hazır acıkmışken, güzel bir mercimek çorbası içtim. Üzerine de çay... Teyzeler yan masada, bir karış suratları da yanlarında.
Haber geldi, yeni otobüs geliyormuş. Bu arada usta tamiri becerememis ve otobus (luks bir otobus) kapi ve bagajları otomatikmis ve kilitlenmis! :) Açılmazsa bavullar sonradan gönderilecekmiş. Teyzeler yine hareketlendi tabi...
Yaşamdan keyif almanın başka bir şey olduğunu fark ettim. Anın değerini bilip, tadını çıkarmanın da...
Yolda bir yerdeyken de...
3 saattir beklerken de...
30 Ağustos 2010 Pazartesi
16 Ağustos 2010 Pazartesi
İçim
Ne fena bir ikilem (benim için teklem) , bunca zaman sonra...
Vardır bir nedeni, yaşadığıma göre...
Vardır bir nedeni, yaşadığıma göre...
6 Ağustos 2010 Cuma
Tuvalet ve boy ilişkisi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








