10 Mayıs 2011 Salı

Gelecekte bugünü anlatırken


Yaşanan kısa süreli ekonomik refah, tüketim toplumu çılgınlığını körüklüyor; değişen üretim ilişkileri nedeniyle gittikçe yalnızlaşan, yakın çevresinden kopan, ancak ilerleyen iletişim teknolojileri sayesinde dünyanın uzak noktalarını odasının içinde bulan birey için dış dünya toplumsal yapılanış, travmatik bir özellik taşıyordu. Şehirlerin ortasından otobanlar geçiyordu, yiyecekler plastikti, giysilerde buruşmayan, kırışmayan naylonun altın devriydi. Birey gittikçe yapay bir dünyanın ortasında yalnızlaşıyordu.

Okumanın Halleri - S.K.

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Okumanın Halleri



 “Okurun elinde de silahlar vardır; unutmak, eksik hatırlamak, yanlış hatırlamak, başka okuduklarıyla harmanlayarak hatırlamak... Kendine verilenlerden kendi hikâyesini kurgulamak. Onun için aynı kitabın aynı yerlerini benzer nedenlerle sevmekten daha yakın bir tanışıklık yoktur dünyada.'' SK

Vaktinde gelen kitaplardan :)

10 Nisan 2011 Pazar

The Philadelphia Story



Dün akşam The Philadelphia Story'yi izleyerek, çok keyifli vakit geçirdim :) 


Tüm gün regl sancıları içinde kıvrandıktan sonra, mucize ilaç Buscopan'a direnmemin daha fazla anlamı olmayacağını düşünerek (itiraf etmeliyim ki muhteşem bir havayı kaçırmanın korkusu da vardı içimde) bir tane höpletip, Tara'yı aradım ve kendimi dışarı attım. İyi ki de atmışım!


AIMA ( Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi, http://www.ayvalik-music.com/ ) düzenli olarak film gösterimleri düzenliyor. Tara'nın daveti ile gittiğim bu filmde, film başlamadan önce bana ısmarladığı bir kadeh kırmızı şarap ile terasta adalara doğru gün batımını izlemenin tadı çok başkaydı :) Mutlu olacağım bir kaç saatin sinyallerini orada aldım :)


''The Philadelphia  Story'' oldukça eski bir film, bir kaç kez de farklı oyuncularla çekilmiş. Bizim izlediğimiz 1940 yapımı, Cary Grant, Katharine Hepburn ve James Stewart'ın oynadığı idi. Trailer'ı izlemek isteyenler için link http://www.imdb.com/video/screenplay/vi648348953/ 


Genellikle eski filmlerde içi sıkılan ben, bu filmde çok çok eğlendim ve çok güldüm. Favorim evin küçük kızı Dinah :) Film, zengin bir kadının ikinci evliliğinin hazırlığını yaparken, eski kocasının ve iki gazetecinin işin içine girmesiyle kendini ve yaşamını tanımasını anlatıyor. 





İzlemenizi öneriyorum :) Görmemek kayıp olurmuş. 




2 Nisan 2011 Cumartesi

28 Ocak 2011 Cuma

Denizin Delisi




Unutmak mı, delisin,
Gitmesem de bekler orada deniz.
Gelirsem bilmelisin
Benim beklememdir burada deniz.
Gitmek gibi geleceğim
Denizin delisine.
Delinin denizi gibi,
O ne kadar giderse.
Ö.A.

19 Ocak 2011 Çarşamba

4 YILDIR HRANT YOK



4 YIL OLDU
4 yıldır adaleti, vicdani, hukuku arıyoruz.
Bulamıyoruz.

4 yıldır yargıyı, hükümeti, meclisi arıyoruz.
Bulamıyoruz.

4 yıldır, sokak ortasında arkadaşımızı katledenlerin
arkasındaki güçlerden söz ediyoruz,
laf dinletemiyoruz.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
devleti mahküm etti, "ucuz atlattık" diye sevindiler.

İnsanlık hakkımızı kullandık, adalet istedik,
çocuk dediler.

Çocuk gitsin, ağabeyleri gelsin dedik, umursamadılar.

Vatandaşlık hakkımızı kullandık, sorular sorduk,
cevap vermek yerine dalga geçtiler.

Hrant Dink’i aramızdan almalarının 4. yılında
bir kez daha omuz omuza vermek için,
ailesi, dostları ve bütün sevenleriyle birlikte
onu anmak icin 19 Ocak'ta, saat 3'te,
Hrant'ın vurulduğu yerde buluşuyoruz.

Bebekten katil yaratan karanlığa ışık tutmayanlar
o karanlığı istiyor demektir.

O karanlığı hep birlikte ortadan kaldıralım.


19 Ocak Çarşamba
saat 15:00
Agos Gazetesi önü

İçim çekiliyor...

17 Ocak 2011 Pazartesi

Çamaşır Kurutma Makinesi ve enerji tasarrufu



Son günlerde reklam panolarında gördüğüm Çamaşır Kurutma Makineleri beni benden alıyor. Reklamın yapılış şekli de bu makinelerin %75 oranda enerji tasarrufu yaptığı.

Çamaşır Kurutma Makinesi ne mi?...

Bizim coğrafyada pek kullanılmıyor. En azından ben ve benim çevremde yaşayanlardan kullanan hiç kimse yok. Çamaşır Kurutma Makinesi, çamaşırları yıkadıktan sonra kurumaları için içine koyup çalıştırarak kullanılan bir makine. Şekli de aynen çamaşır makinesine benziyor.

Biz çamaşırlarımızı nasıl kurutuyoruz peki? Yazın balkona asıyoruz, kışın da içeriye çamaşırlık eşliğinde serip mis gibi kurutuyoruz.




Ne diye anlattım bunca şeyi?

Şu yüzden. Şimdi bize 75% tasarruflu diye pazarlıyorlar bu makineyi, %25'ini ödeyeceğiz yalnızca! Aman ne büyük nimet! Yahu biz zaten o 75%'i ödemiyoruz ki! Püfür püfür açık havada kurutuyoruz çamaşırlarımızı! %25'i ne diye ödeyelim durup dururken! Sayın firma yetkilileri, sakin olun, ben o enerjiyi tüketmiyorum zaten!

Enerji tasarrufuymuş! Açalım gözlerimizi diyorum... 'Çevreci' sıfatını nasıl ve neden kendilerine yakıştırıyorlar görelim.

Biz görebiliyoruz mu dediniz?...

E sağınıza solunuza da gösterin o zaman...